CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ VE AKIMLAR

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ

 

  • Yazı diliyle konuşma dili arasındaki fark ortadan kalkmış dildeki sadeleşme çalışmaları aralıksız olarak sürmüştür.
  • Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış gerçekçi bir anlayış güdülmüştür.
  • Cumhuriyet dönemi eselerlerinde öz Türkçecilik anlayışının da etkisiyle genel olarak açık ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır
  • Aruz ölçüsü bırakılmıştır. Serbest ölçü ve hece ölçüsü kullanılmıştır.
  • Dilde sadeleşme hareketi başarıya ulaşmış ve İstanbul Türkçesi esas alınmaya başlanmıştır.
  • Anadolu, doğal güzellikleri, insanı, sosyal hayatı ve folkloruyla edebi eserlere yansımış, Türk tarihi ve Atatürk'le ilgili konular ağırlık kazanmış, 1940'lı yıllardan sonra ise bireysel duygu ve sorunlar da ele alınmıştır.
  • Dünyaya açılma ve çağdaşlaşma çabaları edebiyatı da etkilemiş; Dünya edebiyatı daha yakından takip edilmiştir.
  • Dünya edebiyatıyla kurulan bağlar sonucunda; toplumsal gerçekçilik, varoluşçuluk, dışavurumculuk, gerçeküstücülük, gelecekçilik gibi akımların etkisinde ürünler verilmiştir.
  • İlk yıllarda genellikle Halk edebiyatı nazım şekilleri ve hece ölçüsü kullanılmış; 1 940'lı yıllardan sonra ise serbest şiir yaygınlaşmış, aruzu sürdürenler oldukça azalmıştır.
  •  Roman ve hikâyelerde toplumsal ve kültürel farklılıklar, ülke ve toplum sorunları, Kurtuluş Savaşı, eski-yeni çatışması, köy ve kasaba insanın çelişkileri, tarihi konular, yanlış Batılılaşma konuları ağırlıkla işlenmiştir.
  • Tiyatro, yeni Cumhuriyetin ilkelerini halka aktarmada bir araç olarak hızla yaygınlaşmaya başlamıştır; çocuk tiyatrosu çalışmaları yapılmış, kadınlar sahnede daha çok yer almaya başlamış, Devlet Konservatuarı açılmıştır.
  • Deneme, eleştiri, edebiyat tarihi alanlarında Cumhuriyet döneminde büyük ilerlemeler kaydedilmiş, önemli eserler verilmiştir.
  • Edebiyatımız İstanbul aydınlarının tekelinden kurtulmaya başlanmıştır. Anadolu'dan aydın yetişmeye başlamıştır.
  • Bazı yazar ve şairler ferdî duygula­rı işlemişlerdir. Bazı yazar ve şairler de sosyal ko­nulara ağırlık vermişlerdir.
  • Şiir, roman, hikaye ve tiyatro gibi türlerde önemli gelişmeler olmuştur.
  • Uluslar arası düzeyde sanatçı yetişmiştir.
  • Bu dönemden itibaren farklı edebi topluluklar ortaya çıkmaya başlamıştır.
  • Genelde Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı için, önceki dönemlerin edebi­yatları (Tanzimat, Servet-i Fünûn, Fecr-i Âtî, Millî Edebiyat...) gibi Batı'ya yönel­diğini, yeni edebiyat akımlarından etkilen­diğini, önceki dönemlere göre daha hare­ketli olduğunu, deneme ve günlük türle­rinin gelişme gösterdiğini, edebiyatçı ve eser sayısının arttığını söyleyebiliriz.
  • Her dönemde olduğu gibi Cumhuriyet 'Dönemi Türk Edebiyatında da siyasî amaçlı ideolojilerin etkisi hissedilir.

 

   BİRİNCİ YENİ (GARİPÇİLER)

  • Akım, üç şairin 1941 ‘de ortak yayımladıkları Garip adlı şiir kitabıyla başlamıştır.
  • Şiir ve edebiyat hakkındaki düşüncelerini kitabın girişinde Orhan Veli tarafından (imzası olmamakla birlikte) yazıldığı düşünülen Garip Bildirgesi ile ortaya koymuşlardır.
  • Sürrealizmden etkilendikleri yönler vardır.
  • Şiirimizde en köklü değişimleri yapmışlardır.
  • Şiirde ölçü ve uyağı gereksiz görmüşler, serbest şiir örnekleri vermişlerdir.
  • Süslü ve sanatlı şiire, şairaneliğe tepki göstermişlerdir.
  • Sokaktaki insanın, halkın konuştuğu dille şiirler yazdılar.
  • Şiirde espriyi, nükteyi kullandılar ve şaşırtmaya dayalı şiirler yazdılar.
  • Günlük hayattaki her konunun şiirde yer alması gerektiğini savundular.
  • Şiiri duygudan çok akla yakın bir sanat olarak gördüler.
  • Toplumsal aksaklıkları şiirin doğal akışını bozmadan ve bir mesaj iletme kaygısı duymadan yansıttılar.
  • Şiirde edebî sanatlara gerek olmadığı fikrini savunurlar.
  • Şiirin musiki, resim gibi sanatlarla olan iliksisine son verirler ve şiir sanatına ait her türlü form endişesini ortadan kaldırarak serbest şiire yönelirler.
  • 1 950'de Orhan Veli'nin ölümüyle akımın diğer sanatçıları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet zamanla farklı şiirlere yöneldiler

ORHAN VELİ KANIK (1914-1950)

  • Edebiyatımızın en serbest şairidir.
  • Garip Akımının kurucusudur.
  • Şiiriyle eski şiir geleneğini yıkmış bir şairdir.
  • Şiirde klişelere, şairaneliğe, benzetmelere, ölçüye, uyağa vb. karşı çıkmıştır.
  • Sokaktaki sade vatandaşı, onların dilini kullanarak anlatmıştır.
  • Garip dönemi öncesinde klasik şiirler yazmış olan şair, ömrünün son yıllarında şiirlerinde halk şiirinden yararlanmıştır.
  • Kitabe-i Seng-i Mezar, Anlatamıyorum, Hürriyete Doğru, İstanbul'u Dinliyorum vb. şiirleriyle tanınmış ve sevilmiştir.
  • Garip' in ön sözünü de o kaleme almıştır.
  • Sürrealizmden etkilenmiştir.
  • Mecazlı söyleyişi, kapalı anlatımı, benzetmeleri şiirimizden atan kişidir.
  • Eski şiirimiz ile yeni şiirimizi tamamen birbirinden ayırmıştır.
  • Şiirlerinde gündelik konuşmayı, sıradan insanların hayat koşullarını, yaşama biçimlerini kullandı..
  • Eserleri: Garip, Vazgeçemediğim, La Fontaine'den Seçmeler, Karşı, Nasrettin Hoca Hikâyeleri, Destan Gibisi...

 

 

OKTAY RIFAT HOROZCU(1914-1988)

  • Başlangıçta, yeni bir hava içinde, güçlü aşk şiirleri; toplumcu sanat ilkesinden hareketle halk deyimi ve söyleyişlerinden masal ve tekerlemelerden faydalanarak başarılı taşlamalar; sosyal şiirler yazdı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla birlikte şiir anlayışında büyük değişiklik olmuş soyut şiire kaymıştır.
  • Garip döneminden sonra ‘Perçemli Sokak' kitabıyla II. Yeni tarzı şiirler yazmıştır.
  • Folklordan yararlandığı toplumcu çizgiye yakın durduğu eserler de ortaya koymuştur
  • Son şiirlerinde öz ve biçim yoğunlaştırmalarıyla estetik planda yeni ve güçlü bir şiir estetiği yakalamıştır.
  • ESERLERİ: Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga İle Tilki, Aşk Merdiveni, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak

 

 

MELİH CEVDET ANDAY (1915)

  • Garip akımının temsilcilerindendir.
  • Garip tarzı şiirlerinin ardından "zaman" sorunu etrafında, mitolojiden ve tarihten beslenen bir şiire yönelmiştir.
  • Şiirlerinde toplumsal gerçekliği inceler.
  • Daha sonra ilk şiirlerindeki romantizmden sıyrılarak duygulardan çok aklın egemenliğine, güzel günlerin özlemine bırakır.
  • Söz oyunlarında arınmış yalın bir dil vardır. Düz yazılarında ise yoğun bir düşünce, şiirsel, esprili, özlü bir dil vardır.
  • Fıkra, makale, gezi, deneme, roman, tiyatro ve şiir yazmıştır. Çevirilerde yapmıştır.
  • Şiirleri: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafname, Yanyana.
  • Denemeleri: Çevirileri; İngiliz Edebiyatından Denemeler

         Tiyatroları: Komedya, İçerdekiler, Gizli Emi

 

İkinci Yeniler


 

  • Türk şiirinde 1950'den sonra Garip akımına ve 1940 kuşağının toplumsal gerçekçi şairlerine tepki olarak doğan, değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyişi amaçlayan şiir akımıdır.
  • Özellikle şiirde anlama değil, ses güzelliğine önem veren bu akım, Batı'da gerçeküstücülerin kullandıkları bilinçaltını harekete geçirme yönteminden faydalanır.
  • İkinci Yeni akımının temsilcileri, sözcükler arasındaki anlamsal bağlantıları kopararak yeni görüntüler yaratma yolunu seçmişlerdir.
  • İkinci yeniciler; şiirde öykü öğesini dışlayarak imgeye, hayal gücüne ve duyguya ağırlık verdiler.
  • Daha çok bireyin toplumdaki yalnızlığı, sıkıntıları, çevreye uyumsuzlukları gibi temalara ağırlık verdiler.
  • İkinci yeniciler, alabildiğine hayalcidirler
  • Dönemin siyasi baskısından kaçmakla ve biçimcilikle eleştirildiler.
  • Konuşma diline sırt çevirmişlerdir.
  • Serbest çağrışıma dayanan şiirleri kopuk kopuktur.
  • Tesadüfen seçilmiş kelime veya cümlelerin alt alta sıralanmasıyla şiirin oluşturulduğu intibahını verirler.
  • Genelde cümle yapıları bozuktur. Bir boş vermişlik havası hâkimdir
  • İkinci Yeni adını ilk kez Muzaffer Erdost kullandı. En önemli temsilcileri Cemal Süreyya, İlhan Berk, Sezai Karakoç, Edip Cansever, Ece Ayhan'dır.

 

 

İlhan Berk (1916- ...)

  • Şiire hece vezniyle başlamış ve Orhan Veli kuşağına katılmıştır.
  • Şiire vezin ve kafiye ile başlamış olmasına rağmen daha sonra sürekli bir yenilik peşinde koştuğu görülür.
  • Gerçeküstü şiiri benimsemiş olmasına rağmen bu modern şiirin asıl kaynağı olan alt-şuur, mitos ve rüyalara ulaşamamıştır.
  • Bazı şiirlerinde Ahmet Haşim sembolizmi ile Nazım Hikmet toplumculuğunu bir arada kullanmaya çalışmıştır.
  • Şiirlerinde sürekli soyut bir dil aradığı görülür.
  • Kapalıya çalan söyleyişi ve dil ustalığı olmazsa bu şiirlerinin özü için "bayağı" denebilir.
  • Güneşi Yalanlayanların Selamı, İstanbul, Günaydın Yeryüzü, Çivi Yazısı, Galata, Güzel Irmak (Şiir) önemli eserleridir.

 

 

 

 

 

Cemal Süreyya(1931-...)

  • İkinci yeniler arasında en fazla tanınmış olanıdır.
  • Şiire lise yıllarında aruzla başlamış, daha sonra II.Yeni hareketine katılmıştır.
  • Şiirle ilgilenmesine rağmen eleştiri, inceleme ve çeviri yazılarıyla tanınmıştır.
  • Şiirlerinde sıcak halk diline fazlaca yer vermiş, Türkçe'yi ustaca kullanmıştır.
  • Şiirlerinde kendi duygu ve tutkularını anlatmıştır.
  • Şairin şiiri, "günlük yaşamayı, toplumu, kadını, maddi hazları... kısaca hareket halinde olan ve yaşayan insanı anlatır.
  • Şairin şiirlerinde dünyayı bir modern ressamın gözleriyle süzmek vardır.
  • II. Yenilerin soyut şiirlerine karşı somut şiirler yazmıştır.
  • Şiirleri anlam bakımından II. Yenilere göre açık, Toplumculara göre kapalıdır.
  • Üvercinka, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Uçurumdan Uçan (şiir); On Üç Günün Mektupları (mektup); Şapkam Dolu Çiçek, Günü Birlik, (eleştiri, portre vs) önemli eserleridir.

 

Edip Cansever(1928-1986)

  • Şiirleri ve şiir üstüne yazıları ile tanınmıştır.
  • İlk şiirlerinde gerçekçi ve bohem şehir şiirlerinin temelini oluşturur.
  • Şiirlerinde en çok işlediği temalar, sıkıntı ve karamsarlıktır.
  • Üslup yönünden ilk şiirlerinde; okuyana hoş gelen mizahlı söyleyiş son dönem şiirlerinde ortadan kalkmış ve yerini yapmacık zekâ oyunlarına bırakmıştır.
  • Cansever, çok deneme yapan en yeni akımları izleyen her yıl değişik şiirlerle ortaya çıkmaya çalışan, fakat "çok arayıp az bulan" bir şairdir.
  • İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Sevda ile Sevgi, Şairin Seyir Defteri, Bezik Oynayan Kadınlar (şiir) önemli eserleridir.

 

Sezai Karakoç (1933-....)

  • Günümüz şiirinde, İslami düşünceyi modern şiirdeki gerçeküstücülükle kaynaştıran; mistisizmden, enbiya-evliya kıssalarından yararlanan, çarpıcı benzetme ve imgelerle, denenmemiş sentezlere ulaşan, bağımsız sayfalar açan bir sanatçıdır.
  • Şiir üslubu bakımından ikinci Yeni'ye yakın sayılsa da, şiirlerinde işlediği temalar, inandığı değerler bakımından şiirimizde yeni ve değişik bir sestir.
  • Aşkını dile getirdiği "Mona Rosa" şiiri ile nice efsanelerin baş kişisi olmuştur.
  • Arzuladığı diriliş neslini anlattığı birçok fikir, öykü ve çeviri kitapları yazmıştır.
  • Körfez, Şahdamar, Hızırla Kırk Saat, Sesler, Taha'nın Kitabı, Gül Muştusu, Zamana Adanmış Sözler, Ayinler, Leyla ile Mecnun (şiir) önemli eserleridir.

 

Ece Ayhan (1931-..)

  • İlk şiirlerinde A.İlhan romantizmini, belki yakın sözcüklerle, fakat farklı bir söz dizimi ile kırmıştır.
  • Sözcüklerin çağrışım ve görüntü değerine önem vermiştir.
  • Rasyonel olandan çok, görüntüsel-izlenimsel bir şiir atmosferi yaratmıştır.
  • Ona göre "şiirin bildiğimiz günlük anlamında gerçekli bir ilgisi, alışverişi yok. İmgelemin çıkış yerlerinden biridir şiir."
  • Dili zorlayan, bozarak yeniden kuran, sözcüklerin görüntü, izlenim, çağrışım değerlerini vurgulayan, şiirini bu özellikler üzerine kuran bir şairdir.
  • Biçimsel değil "sahici" ve kişisel bir şiir dünyası vardır.

 

 

Turgut Uyar (1927-1985)

  • Aşk, ayrılık, ölüm temlerini, çevreden aldığı izlenimleri işleyen şiirler yazmıştır.
  • Gerek öz gerekse biçim bakımından sürekli değişen, halk şiirinden divan şiirine geniş bir kültür birikimini değerlendirirken kendisi olabilen bir şiiri geliştirmiştir.
  • Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplantılar (şiir) önemli eserleridir.

 

Toplumcu Gerçekçiler


  Nazım Hikmet RAN

·         Cumhuriyet sonrası Türk şiirinde asıl yenilik Nazım Hikmet’le gelir. Bu yenilik Türk şiirinde biçim ve özde devrim yapmasıdır

·         Nazım Hikmet, özü biçimin bağlarından kurtarmış ve şiirde ölçüyü atmıştır.

·         İlk iki kitabıyla (835 Satır, Jakond ile Si-Ya-U, 1929) "şairane"ye karşı çıkmış, dizeci anlayışı yıkmıştır. Ama gelenekten de kopmamıştır.

·         Ona göre asıl önemli olan öz’dür. Biçim öze uydurulmalı, özü bir kat daha belirgin kılmalıdır.

·         Fakat onun şiiriyle gelen öz bir ideolojiye dayanmakta, siyasal bir tutumu içermektedir.

·         Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını bilinçli olarak benimsemekle kalmamış, bu alanda en yetkin örnekleri vererek hem kendisinden sonra gelen kuşağı, hem de 1960 sonrası Türk şiirini etkilemiştir.

·         Türk yazını onunla toplumcu gerçekçi çizgiye girmiştir.

·         O, Biçim açısından bakıldığında, serbest nazım, serbest şiir, özgür koşuk adlarıyla nitelenen ve şiirden ölçü, uyak gibi bağları atan bir akımın başlatıcısıdır.

·         Başlangıçta Milli Edebiyat akımı etkisinde heceyle şiirler yazan Nazım Hikmet ise Anadolu’ya gidişiyle (1921) başlayan ve Moskova’daki öğrenim yıllarında ilkeleri belirginleşen yeni bir şiir anlayışıyla, ölçüsüzlüğü düşünemeyen Türk şiirini kökten değiştirir.

·         Moskova’dayken tanıdığı gelecekçilik, kuruculuk akımlarından etkilenerek yazdığı şiirlerinde ölçüyü atmakla birlikte uyağı boşlamaz.

·         Nazım Hikmet: "Şiir kafiyeli de kafiyesiz de, vezinli de vezinsiz de, bol resimli, hiç resimsiz de, bağırarak da fısıldayarak da yazılabilir, yeter ki yazılacak şey olsun ve bu yazılacak şey en uygun şeklini - bazan belirli bir tarihi merhaleye göre en uygun şeklini - en ustaca bulmuş olsun. Şahsen kendimse, şekli öylesine öze uydurmak istiyorum ki, şekil, özü bir kat daha belirtsin, ama kendisi, yani şekil belli olmasın." der.

·         Yalnız Türk yazınının değil, tanıdığı bütün yazınların geleneklerine açıktır. Hepsinden yararlanabilir.

·         Nazım Hikmet’in toplumcu yazının gelişmesi yolundaki eylemi, asıl 1929’da, Resimli Ay’da çalıştığı yıllarda yoğunlaşmış, egemen sanat anlayışlarına karşı gerçek kavga, yalnız şiirde değil, bütün yazın dallarında bu dönemde başlatılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kemal Tahir (1910- 1973)

·         İstanbul’da doğmuş, Avukatlık, Ambar memurluğu yapmış ve çeşitli gazetelerde yöneticilik yapmıştır.

·         Cumhuriyet döneminin köy ve köylü gerçeklerini ele alan romancımızdır.

·         Köyü, köylüyü, kuvvetli bir gözlemle, şehirlilerle köylülerimizin değişimini, yöresel renkleriyle anlatır.

·         Kurtuluş savaşı yıllarından, cumhuriyetin ilk dönemlerinden, Osmanlı tarihinden seçtiği konularla tarihi romanlar yazmıştır.

·         Cezaevlerinde tanıdığı insanlar, sürgünde bulunduğu köy çevreleri, ele aldığı konuları yalnız sanatçı sezgisiyle değil, bilimse bir yöntemle, köy gerçeklerini anlatmasıyla diğer romancılardan ayrılır.

·         Not olarak derlediği sözcüklerle, deyimlerle, cümlelerle, araştırma ve kültür zenginliği ile İstanbul şivesinin kaynaşmasından doğan canlı, rahat bir anlatımla yazar.

·         Şiir denemeleri de yapmış olmasına rağmen asıl şöhretini romanlarıyla sağlamıştır.

·         Sağırdere, Esir Şehrin İnsanları, Körduman, Rahmet Yolları Kesti, Yediçınar Yaylası, Yorgun Savaşçı, Devlet Ana (Roman) önemli eserleridir.

 

Yaşar Kemal (1923- …)  

·         Asıl adı Kemal Sadık Göğceli olan Yaşar Kemal, 1923 yılında Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite köyünde doğdu.

·         Edebiyata şiirle başlayan sanatçı, henüz ortaokul sıralarındayken halk yazınına duyduğu ilgi onu folklor derlemeleri yapmaya yöneltti.

·         Bu arada "Ülke", "Kovan", "Millet", "Beşpınar" dergilerinde şiirleri görüldü.

·         İlk romanı "İnce Memed" 1955 yılında çıktı. 1955-1984 yılları arasında öykü, roman, röportaj ile makalelerinden oluşan 33 kitabı yayımlandı.

·         Yaşar Kemal, ilk romanı "İnce Memed" ile 1955 yılında Varlık Roman Armağanı' nı kazandı.

·         1974 yılında "Demirciler Çarşısı Cinayeti" adlı yapıtı, Madaralı Roman Ödülü' nü aldı.

·         "Yer Demir Gök Bakır" Fransa'da 1977 yılında, Edebiyat Eleştirmenleri Sendikası tarafından yılın en iyi yabancı romanı seçildi.

·         1982 yılında uluslararası Del Duca Ödülü' ne değer görülen Yaşar Kemal, 1984 yılında Fransa' nın Légion D'Honneur nişanını aldı.

·         Yapıtlarında Torosları, Çukurova'yı, Çukurova insanının acı yaşamını, ezilişini, sömürülüşünü, kan davasını, ağalık ile toprak sorununu çarpıcı bir biçimde ortaya koyan yazarın eşsiz betimlemeleri yapıtlarının en önemli özelliğidir.

·         29 dilde yayımlanmış olan kitaplarıyla, dünya yazınında çok önemli bir yeri var.

·         Orta Direk, Ölmez Otu, Yusufçuk Yusuf, Fırat Suyu Kan Kaynıyor Baksana (roman); Sarı Sıcak, Teneke, Bütün Hikayeler (hikaye) diğer önemli eserleridir.

  

 

   Orhan Kemal (1914-1970)

·         Orhan Kemal (Mehmet Raşit Öğütçü) Ceyhan'da doğdu.

·         Eserlerinde Anadolu’yu, köyü ve köylünün çektiği sıkıntıları, kimsesizleri, işçileri vs. ele almıştır.

·         Edebiyat hayatına şiirle başlamış, 1940’dan sonra hikâyeleri yayınlanmaya başlamıştır.

·         Eserlerinde sanatsal sorunları değil toplumsal sorunları öne çıkarmıştır.

·         Ele aldığı kişilerden çoğu; işçi, ırgat, mahpus, çöpçü, hamal gibi yoksul insanlar ve çocuk işçiler, emekliler, memurlar, patronlardır.

·         Eserlerinde çocukluğundan beri tanıdığı, gördüğü kişileri, olayları anlatmıştır. Konu ve kahraman sıkıntısı çekmez.

·         (Hikaye): Ekmek Kavgası, Sarhoşlar, Çamaşırcının Kızı, 72. Koğuş, Grev, Arka Sokak, Kardeş Payı, Babil Kulesi, Dünyada Harp Vardı, Mahalle Kavgası, İşsiz, Önce Ekmek, Küçükler ve Büyükler, Yağmur Yüklü Bulutlar, Kırmızı Küpeler, Oyuncu Kadın, A Serseri Milyoner - İki Damla Gözyaşı, İnci'nin Maceraları (Romanları) Baba Evi, Avare Yıllar, Murtaza, Cemile, Bereketli Topraklar Üzerinde, Suçlu, Devlet Kuşu, Vukuat Var, Gavurun Kızı, Küçücük, Dünya Evi, El Kızı, Hanımın Çiftliği, Eskici ve Oğulları, Gurbet Kuşları, Sokakların Çocuğu, Mahalle Kavgası, Kanlı Topraklar, Bir Filiz Vardı, Müfettişler Müfettişi, Yalancı Dünya, Evlerden Biri, Arkadaş Islıkları, Sokaklardan Bir Kız, Kötü Yol,
İnceleme:
Senaryo Tekniği önemli eserleridir.

 

Mavi Akımı

 

Attila İlhan

  • 15 Haziran 1925 tarihinde Menemen (İzmir)' de doğdu. İzmir'de Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu' ve Karşıyaka Ortaokulu'nu bitirdi. İzmir Atatürk Lisesi'nde öğrenci iken, Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesine aykırı davranma savıyla tutuklandı, okulundan uzaklaştırıldı. Danıştay kararı ile yeniden öğrenim hakkı kazanarak İstanbul Işık Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başladığı yüksek öğrenimini yarıda bırakarak 1949-1965 arasında aralıklı olarak altı yıl Paris'te yaşamını sürdürdü. Dönüşünde gazetecilik, yayın yönetmenliği, yayın danışmanlığı, yazarlıkla yaşamını kazandı.
  • Yeni Edebiyat, Yücel, Genç Nesil, Fikirler, Varlık, Aile, Yirminci Asır, Seçilmiş Hikâyeler, Kaynak, Ufuklar, Mavi, Yeditepe, Dost, Yelken, Ataç, Yön, Milliyet Sanat, Sanat Olayı dergilerinde şiirleri yayınlandı.
  • Garip ve İkinci Yeni şiirine karşı çıkmıştır.
  • Mavi dergisinde Maviciler diye bilinen toplumsal gerçekçilik akımının sözcüsüdür ve kurucucusudur.
  • İlk şiirlerinde Nâzım Hikmet ve halk şiirinin biçimsel özelliklerinden etkilenmiştir. Zamanla taşkın, çarpıcı, belleklerde kolay yer eden imgelerle örülü, toplumsallaşmış bireyi temel alan, kimi zaman öykülemeye dayalı, divan şiiri olanaklarından da yararlanmayı bilen, duyarlılığı yüksek nitelikte şiirler yazmıştır.
  • Şiirlerinde büyük harf ve noktalama işaretlerini kullanmamıştır.
  • Şiirlerinde; yağmur, karanlık, bulut gibi karamsarlık, yalnızlık ve korku veren manzaralara sıkça yer vermiştir.
  • Şiir roman, senaryo türlerinde eserler vermiştir.
  • 11 Ekim 2005 tarihinde İstanbul'da yaşamını yitirdi.

Duvar (1948)  Sisler Bulvarı (1954) Yağmur Kaçağı (1955) Ben Sana Mecburum (1960)Belâ Çiçeği (1962) Yasak Sevişmek (1968) Tutuklunun Günlüğü (1973) Böyle Bir Sevmek (1977) Elde Var Hüzün (1982) Korkunun Krallığı (1987) Ayrılık Sevdaya Dahil (1993) Kimi Sevsem Sensin (2002)

Yorum Yaz